dört
bir cafenin içinde oturuyoruz. oturduğumuz yer şehrin lüks bi caddesine bakıyor. insanları gözlerimizle inceliyoruz. "insanlar niye bu kadar aptal" dedi balar. "herkes birbirinin aynı. tamamen aynı giyiniyorlar. bunu yaparak büyük firmaların işlerini nasıl kolaylaştırdıklarını bir bilseler. yaratıcılıkdan eser yok. zavallı insancıklar kendilerini o şekilde görünce hayalini kurdukları insanlar gibi görünmenin verdiği tatmin duygusuyla yaşıyorlar. ve bu onları çok mutlu ediyor. firmaların reklam kampanyalarının kölesi olmak onların küçük beyinleri mutlu yapıyor."
garson elinde not defteriyle ne arzu edersiniz? diye soruyor. "neler var" diyor balar. garson şu ana kadar ismini bile duymadığım kahvelerden bahsediyor. balarla birbirimize bakıyoruz. büyük bi ihtimalle aynı şeyi düşünüyoruz. burdan bi an önce defolup gitmeyi. etrafımıza bakıyoruz. elinde kitabı gözünde gözlüğüyle entel bi görüntü çizmeye çalışan belki de gerçekten entel olan insanları görüyoruz. balar saatine bakıyor ve bizim gitmemiz lazım diyor. ve kapıdan dışarı atıyoruz kendimizi.
"şu ana kadar gitmiş olduğum en boktan yerdi." dedi balar. " herkes gösteriş peşinde. bok gibi tadı olan penis başı büyüklüğündeki kahve fincanını içmek için insanlar 15 ytl ödüyor. biliyormusun ne yapmak istiyorum. içerideki insaların evlerinin depremle yıkılmasını paralarının bulunduğu bankalarının batmasını, çalıştıkları işlerden kovulmalarını, trafik kazası geçirerek arabalarını kaybetmelerini istiyorum. sik kafalı insanlar. hiç bi bokun farkında değiller."
garson elinde not defteriyle ne arzu edersiniz? diye soruyor. "neler var" diyor balar. garson şu ana kadar ismini bile duymadığım kahvelerden bahsediyor. balarla birbirimize bakıyoruz. büyük bi ihtimalle aynı şeyi düşünüyoruz. burdan bi an önce defolup gitmeyi. etrafımıza bakıyoruz. elinde kitabı gözünde gözlüğüyle entel bi görüntü çizmeye çalışan belki de gerçekten entel olan insanları görüyoruz. balar saatine bakıyor ve bizim gitmemiz lazım diyor. ve kapıdan dışarı atıyoruz kendimizi.
"şu ana kadar gitmiş olduğum en boktan yerdi." dedi balar. " herkes gösteriş peşinde. bok gibi tadı olan penis başı büyüklüğündeki kahve fincanını içmek için insanlar 15 ytl ödüyor. biliyormusun ne yapmak istiyorum. içerideki insaların evlerinin depremle yıkılmasını paralarının bulunduğu bankalarının batmasını, çalıştıkları işlerden kovulmalarını, trafik kazası geçirerek arabalarını kaybetmelerini istiyorum. sik kafalı insanlar. hiç bi bokun farkında değiller."
